top of page

Mercek / Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Tianjin’deki Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi’nde

  • Yazarın fotoğrafı: Eren Gökdemir
    Eren Gökdemir
  • 6 Tem
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 11 Tem

Recep Tayyip Erdoğan Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi'nde liderlerle.
Erdoğan Tianjin’deki ŞİÖ Zirvesi’nde

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 31 Ağustos–1 Eylül 2025 tarihlerinde Tianjin’de düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü’nün 25. Zirvesi’ne katılımı, Ankara’nın çok kutuplu dünyada rolünü güçlendirme iradesini ortaya koydu. Erdoğan, zirve kapsamında Çin, Rusya, İran ve Pakistan liderlerinin yanı sıra Azerbaycan ve Ermenistan ile de bir dizi stratejik ikili görüşme gerçekleştirdi.


Pekin ile diyalog

Zirve öncesinde Erdoğan, People’s Daily gazetesinde “Barış ve Adalete Giden Ortak Yol” başlıklı bir makale yayımlamış ve Çin öncülüğündeki uluslararası dayanışmanın önemine dikkat çekmişti. Çin Devlet Başkanı Şi Jinping tarafından kabul edilen Erdoğan; daha dengeli bir ticaret, yeni teknolojiler, enerji, sağlık ve turizm alanlarında yatırımların artırılması ve Orta Koridor’un “Kuşak ve Yol” Girişimi ile uyumlu hâle getirilmesi çağrısında bulundu.


Şi Jinping ise Çin ve Türkiye’yi “bağımsızlık ruhuna sahip yükselen güçler” ve Küresel Güney’in aktörleri olarak tanımladı. Çin lideri, diplomatik ilişkilerin kurulmasının 55. yılına denk gelen 2026’nın, karşılıklı güveni ve işbirliğini güçlendirmek için önemli bir fırsat olması gerektiğini vurguladı. Bu işbirliğine güvenlik ve terörle mücadele alanlarının da dâhil edilmesi gerektiğini belirtti. Şi ayrıca yenilenebilir enerji, 5G ve biyotıp alanlarında işbirliğinin genişletilmesini; Birleşmiş Milletler, G20, BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü gibi çok taraflı platformlarda koordinasyonun artırılmasını önerdi.


Erdoğan daha sonra Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Sekretaryası Birinci Sekreteri Cai Qi ile bir araya geldi. Bu görüşmede, Pekin ile yalnızca ikili düzeyde değil, çok taraflı platformlarda da işbirliğini güçlendirme iradesini yineledi. Erdoğan, ikili ticaret hacminin dengeli ve sürdürülebilir bir şekilde artırılmasını hedef olarak ortaya koydu.


Moskova ve enerji gündemi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yapılan görüşmelerde bölgesel krizler ve enerji işbirliği ele alındı. Erdoğan, özellikle Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin finansmanı konusuna değinirken, Putin Ankara’nın Ukrayna savaşındaki arabuluculuk rolünü takdir etti.


İran ve Pakistan ile bölgesel diyalog

Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile de görüştü. Görüşmede enerji alanındaki işbirliği yeniden teyit edilirken, Türkiye’nin İran’ın nükleer müzakerelerine verdiği destek vurgulandı. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile yapılan görüşmede ise güvenlik ve savunma alanındaki işbirliği öne çıktı. Erdoğan ayrıca İsrail’in Gazze’deki politikasını eleştirerek Ankara ile İslamabad arasında bu konuda görüş birliği bulunduğunu ifade etti.


Kafkasya görüşmelerin merkezinde

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile de görüşmeler gerçekleştirdi. Erdoğan, Bakü–Erivan barış sürecinde kaydedilen ilerlemeleri memnuniyetle karşıladığını belirtti ve Ankara’nın Güney Kafkasya’nın istikrarına ve kalkınmasına katkı sunma iradesini yeniden teyit etti.


Çok boyutlu bir diplomasi

Bu temaslar, Ankara’nın stratejisini açık biçimde ortaya koydu: Batı ittifaklarıyla bağlarını korurken, Doğu ile ilişkilerini de güçlendirmek. Türkiye böylece kendisini bölgesel bir arabulucu, enerji ortağı ve Küresel Güney’in etkili aktörlerinden biri olarak konumlandırmaya çalıştı. Ankara, daha çok kutuplu ve daha adil bir uluslararası düzen fikrini öne çıkardı.


Bu yaklaşım, Erdoğan’ın denge diplomasisi izleme iradesini de yansıttı. Ankara, kendisini tek bir eksenle sınırlamak yerine, stratejik çıkarları doğrultusunda ortaklıklarını çeşitlendirmeyi tercih etti. Pekin, Moskova, Tahran, İslamabad, Bakü ve Erivan ile aynı anda diyalog kurarak Türkiye, zaman zaman birbirleriyle doğrudan karşı karşıya gelen aktörlerle konuşabilen bir orta güç olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu tutum, Türkiye’nin diplomatik manevra alanını genişletti ve mevcut jeopolitik dönüşümler içinde “kilit devlet” profilini güçlendirdi.

Bunun yanı sıra enerji koridorları, altyapı projeleri ve teknolojik işbirliği gibi ekonomik girişimlerin öne çıkarılması, Türk diplomasisinin yalnızca güvenlik meseleleri etrafında şekillenmediğini, aynı zamanda kapsayıcı bir bölgesel kalkınma vizyonuna dayandığını gösterdi. Bu çok boyutluluk, değişen dünya düzeninde Türkiye’nin stratejisinin temel unsurlarından biri hâline geldi.


Bu yazı ilk olarak 19.09.2025 tarihinde Eurasiapeace'de Fransızca yayınlanmıştır. Aslından Türkçe'ye Eren Gökdemir tarafindan çevrilmiştir.


 
 
 

Yorumlar


ai-generated-IMAGE.jpg
Eren.png

Selamlar ! 

Yaptığım çalışmalarla ilgili fikirlerinizi ve düşüncelerinizi yorumlar bölümünde belirtebilirsiniz. Ya da benimle iletişim sayfası üzerinden temasa geçebilirsiniz. Ayrıca burada yayımlanan yazıların şahsi görüşlerimi yansıttığını; tamamen bağımsız olduğunu ve hiçbir kurum ya da kuruluşa bağlı olmadığımı ifade etmek isterim.

 

 Iyi okumalar efendim. 

Mavi tonlarda sanatsal bir dünya haritası illüstrasyonu.

Bültene Abone Ol

Çalışmalarımdan haberdar olmak için e-posta adresinizle takip edebilirsiniz.

bottom of page